04 Temmuz 2018

ESKİ ANADOLU'NUN KADİM SİMGELERİ


İnsanoğlu dünyaya ayak bastığı günden bu yuna durup dinlenmeden ilerlemiş; Medeniyetler kurmuş, araçlar geliştirmiş, yapılar dikmiş. Küçük mavi gezegenimiz içerisinde atalarımızdan bugünün dünyasına miras kalmış binlerce eser bulunuyor. Eğer tarihin tozlu sayfalarında dolanmayı seven, meraklı bir gezginseniz Türkiye’de, Anadolu topraklarında yaşamak sizin için harika bir ayrıcalık. Anadolu, on binlerce yıllık geçmişi ile tarihe yön veren devasa medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Bunların içerisinde, Persler, Frigler, Asurlar, Roma, Osmanlı gibi dünya tarihini geri dönülmeyecek şekilde değiştirmiş döneminin en ileri medeniyetleri yer alıyor. Kelimenin tam anlamı ile kültür hazinesi olarak tanımlayabileceğimiz Anadolu topraklarını anlamak için tarihi  okumak ve keşfetme arzusu ile dolmak gerekiyor. Medeniyetlerin beşiği olan bu topraklarda günümüze gezginleri içi eski Anadolu’nun kadim simgelerini listeledik.

Yarımburgaz Mağaraları

İstanbul yalnızca günümüzde değil, eski dönemlerde de bölgenin en değerli şehirlerinden biriydi. Yerleşime uygunluğu ve jeopolitik konumu ile medeniyetlerin gözdesi olan bu yerin tarihi M.Ö on bin yıllarına kadar uzanıyor. Küçükçekmece Gölü’nün yaklaşık 4 km uzağında yer alan Yarımburgaz Mağaraları şehirde yerleşim nasıl başladığına dair günümüze ışık tutuyor. Mağaralar, yukarı ve aşağı olarak iki bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden çıkarılan kalıntılar, ilkel insanların şehre ilk yerleşimine dair çok önemli kanıtları önümüze sunuyor.

Göbeklitepe

İnsanlık tarihinin başlangıcı, medeniyetlerin tarihi herkes için merak noktası. Eğer gerçekten hikayenin en başını merak ediyorsanız bunu öğrenebilmek için belki de dünyanın en değerli noktalarından bir tanesinin Türkiye’de olduğunu biliyor muydunuz? Göbeklitepe son yıllarda yapılan keşifler ile birlikte tarih kitaplarının yeniden yazılmasına neden oldu. Yerleşik hayata geçen ilk toplulukların (12bin yıl önce) bu alanda yaşadığı düşünülüyor.

Karain Mağarası

Antalya’nın 31 kilometre kuzeybatısındaki Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyündedir. Karain Mağarası Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri olarak tanımlanıyor.
Ancak onu özel kılan en önemli yanlarından bir tanesi mağara içerisinde bulunan fosillerin geçmişteki atalarımızdan bizlere kalması. Bu mağaranın coğrafi olarak 145 milyon öncesinde kraterli kayaların çökmesi ile oluştuğu düşünülüyor.

Ana Tanrıça Heykelleri

İnsanlar doğada var olan ve hayatları için vazgeçilmez bir takım güçleri ya da inanışları sembolizme etmişler. Cinsellik, bereket, bolluk, doğum ya da ölüm farklı medeniyetlerde farklı şekillerde kendilerine bir sembol bulmuş ve çeşitli eserler ile yeryüzüne bir imza bırakmış. Eski Anadolu’nun sembollerinin yansıtıldığı Ana Tanrıça heykelleri de dünyanın en değerli kalıntıları arasında yer alıyor. Üstelik Ana Tanrıça heykelleri olarak tanımlanan bu seri Hititlerden, Friglere oradan Roma’ya kadar pek çok medeniyetin eserlerine yer veriliyor. 

Sümer Tableti

Medeniyet dediğimiz zaman akla gelen isimlerden bir tanesi, “Sümerler” oluyor. Yazıyı kullanıma kazandırarak insanlık tarihinin kaderini baştan sona değiştiren bu medeniyet pek çok araştırmacının ve tarih meraklısının ilgi alanı.
Dünyanın en değerli Sümer eserlerin biri kabul edilen tabletlerden biri de Türkiye’de yer alıyor. Tablet o dönemde yazılmış bir aşk şiirinin yarım yamalak metni. Bugüne kadar üzerinde defalarca kez çözümleme yapılmış durumda. Tablet İstanbul Arkeoloji Müzesinin Eski Şark Eserleri bölümünde yer alıyor.

Çatalhöyük

İnsanlığın ilk dönemlerinde  dünyaya yayılan insanlar için en önemli problemlerden bir tanesi yön bulmaktı. Yıldızları yön bulmak için kullanmayı öğrenen insanlar bir zaman sonra gittikleri yollar üzerine işaretler bırakmaya başladılar.
Dünyanın en eski yerleşim yeri haritalarından bir tanesi de Türkiye’de yer alan Çatalhöyük’te yer alıyor. Yaklaşık olarak 376 insan kuşağına ev sahipliği yapmış olan tarihi şehir mutlaka görülmesi gereken yerler arasında anılıyor.

Alacahöyük

Çorum şehrimizin alaca ilçesine bağlı eski adı höyük günümüzdeki adı Harmanözü köy yerleşiminin üst kısmında olan Alacahöyük, Türkiye’nin en değerli kültürel miraslarından bir tanesi. Hititler döneminden miras kalan Alacahöyük, Sfenksli Kapı olarak anılan kalıntıları şehre gelenlerin dikkatini ilk bakışta çekiyor. Eski Anadolu medeniyetlerinden en büyüklerinden biri olan Hititler bu bölgeyi medeniyetlerinin merkezi haline getirmişler ve bıraktıkları eserlerden günümüze kalan en iyi miraslardan biri Alacahöyük.

İlk Barış Metni Kadeş

Kadeş Antlaşması insanlık tarihi açısından çok büyük bir anlam taşıyor. Eski Mısır medeniyetinin ihtişamını bilmeyen yoktur. Ancak bütün medeniyetlerin olduğu gibi Mısırlıların da savaşlar ve siyasi çatışmalar yaşadığı bir gerçek.
Dönemin iki büyük medeniyeti Mısır ve Hititler oldukça zorlu bir savaşın ardın antlaşma gereği duymuşlar. İşte tarihin bu ilk yazılı barış antlaşması Türkiye topraklarında yer alıyor. Eseri bugün İstanbul Arkeoloji Müzesinde görmek mümkün.

Truva Atı

Yunan mitolojisinin en epik olaylarından biridir Truva.  Öyle ki soyları tanrılara dayandığı iddia edilen insanların savaşı yaşanmıştır bu topraklarda. Daha sonrasında efsane öylesine büyümüş ki;  kitaplar, diziler, filmlere konu olmuş. Biz de bu eserleri severek izliyoruz. Savaşın kaderini değiştiren efsanevi Truva Atı ise Çanakkale topraklarında ziyaretçilerini bekliyor.
Kaynak: www.neredennereye.com

DÜNYANIN EN ETKİLEYİCİ KÜTÜPHANELERİ












“Dünya bir kitaptır, seyahat etmeyenler onun sadece bir sayfasını okur.” AUGUSTINUS
Kütüphaneler, bilgiye doyamayan bünyelerin bilginin deposu kitaplara ulaşmak için ziyaret ettikleri değerli yerler. Kitap okumak da bazıları için tıpkı seyahat gibi vazgeçilmesi imkansız bir tutku. Bazen bu iki tutku aynı bünyede buluşuyor. “Bir yönetici aynı zamanda bir bilge ve düşünür olmalıdır,” der Sokrates. Daha sonra onun ekolünden devam eden Aristo’nun yetiştirdiği ve tarihin en büyük yöneticilerinden biri olan Büyük İskender sanırım  Sokrates’in bu görüşüne en yakın olan isimlerden bir tanesi. Kurduğu büyük kütüphane ise tarihe ve bilime ışık tutmuş. Dünyanın farklı dönemine yön vermiş yöneticilerin ve ülkelerin bilgiye değer vererek inşa ettiği böylesine devasa ve değerli kütüphanelerin yeryüzünün farklı noktalarında mevcut ve bugün hala yaşıyor. Bünyesinde hem bilgiye olan sonsuz açlığı hem de seyahat tutkusunu barındıranlar için bu etkileyici kütüphaneleri görmek ve keşfetmek son derece önemli. Biz de okumayı ve gezmeyi seven gezginler için dünyanın en en etkileyici kütüphanelerini kısaca listeledik.

Trinity Üniversitesi Kütüphanesi - İrlanda

Bu kütüphane yaklaşık 800 yıllık bir geçmişe sahip ve İrlanda’nın en büyük kütüphanesi. Birçok filmde gördüğünüz muhteşem mimarisi ile araştırma sahnelerine ev sahipliği yapan yer olarak hafızalarınızda kalmış olabilir. Celtic rahipleri tarafından kurulan kütüphane dünyanın en nadide eserlerinden biri olan, “Book of Kells” yazmalarına da ev sahipliği yapıyor. Kütüphanenin arşivi öylesine derin ve geniş ki tam sayı vermek pek mümkün değil. Böylesine geniş bir bilgi arşivine ev sahipliği yapan kütüphaneyi yılda 500 binden fazla kişinin ziyaret ettiği kayıt altına alınmış.

Admont Manastırı Kütüphanesi - Avusturya

Alplerin eteklerine kurulu olan bu üniversite dünyanın en uzun koridorlarına sahip kütüphanesi olarak bilinmesinin yanında aynı zamanda Rococo tarzı mimarinin de göz bebeği eserlerden bir tanesi. Bu kütüphanenin mimari olan Josef Hueber,  mimari olarak zemin, tavan ve sütunları benzersiz bir renk kombinasyonu ile bir araya getirmiş. Geniş pencereleri ile gün ışığını en doygun şekilde alan kütüphane için mimarı, “Zihnin ışıkla dolması gerektiği gibi, kütüphane de ışıkla dolmalı,” sözünü sarf etmiş.

New York Halk Kütüphanesi - Amerika Birleşik Devletleri

ABD’nin en büyük üçüncü kütüphanesi aynı zamanda mermerden yapılan en büyük yapı konumunda. Kütüphane içeriği dünyanın her yerindeki üniversitelerden gelen çalışmalar ve nadide eserler ile birlikte eşine ender rastlanır bir bilgi arşivine ulaşmış durumda. Gene de bunun ABD’nin en büyük kütüphanesi olmadığını daha fazla eser barındıran kütüphaneler olduğunu söylemek de fayda var. New York Halk kütüphanesinin ana bölümlerini istediğiniz gibi ziyaret edebilirsiniz. Ancak ABD’de yer alan ve eser zenginliği ile belki de dünyanın en büyük kütüphanesi olan Harvard Kütüphanesi için izinli olmanız gerek. New York Halk Kütüphanesi aynı zamanda henüz geçmişi o kadar köklü olmayan Amerika’nın en değerli mimari eserlerinden bir tanesi.

Klementinum - Çek Cumhuriyeti

Prag gezginlerin çok iyi bileceği gibi turizm alanında Avrupa’nın yeni gözdesi sayılır. Bunun en büyük nedeni ise ziyaretiniz sırasında şehrin sizi Orta Çağ dönemine doğru bir zaman yolculuğuna sokan havası. Paha biçilmez birer sanat eseri olan freskleri ile ünlü olan ve her noktası ayrı bir sanat, işçilik sergileyen Klementinum Kütüphanesi de şehrin en çok ziyaret edilen noktalarından bir tanesi. Oldukça zengin bir içeriğe sahip olan kütüphanenin, ağaçtan yapılmış sütunları arasına gizlenmiş raflarını dolaşıp, bin yıllık yazma eserleri incelerken kendinizi bir fantastik filmin içinde sanabilirsiniz.

Bibliotheque Sainte - Fransa

Popüler kültürün en gözde eserlerinden biri olan Harry Potter’ı hepimiz biliyoruzdur. Filmde yer alan kütüphane sahneleri de aşinayız. Fransa’da 1850 yılında yapılan Bibliotheque Kütüphanesi de filmdeki ile oldukça benzer bir yapıya ve mimariye sahip. Kütüphanenin iç dekorasyonu ise tamamı ile ahşap malzemeler ile sağlanmış.

The Escorial Kütüphanesi - İspanya

Dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri olan ve İspanya’nın başkenti Madrid’e 45 km uzaklıkta bulunan “El Escorial”  hem içeriğinin zenginliği hem de devasa mimari yapısı ve sanatı ile benzersiz bir kütüphanedir. Ahşap raflara yıpranmaması için özenle dizilmiş kitapların arasında kaybolurken devasa kütüphanenin koridorları boyunca tavanı da gözden kaçırmamalısınız. Zira “El Escorial”  kütüphanesinin tavanı da baştan sona bir sanat galerisi gibi.

Aberdeen, İskoçya

Listemizin bu sırasına kadar dünyanın hem mimari hem de tarihi açıdan en değerli kütüphanelerini sıraladık. Saydığımız kütüphaneler aynı zamanda sahiplik yaptıkları nadide eserler bakımından da kıyas kabul etmeyecek derecede zenginler. İskoçya’da yer alan Aberdeen Kütüphanesi de eser niteliği ve niceliği bakımından zenginliği, öğrencilere sağladığı çalışma alanı ile diğer kütüphaneleri aratmıyor. Ancak Aberdeen tarihi bir yapıya sahip değil aksine son derece modern bir tasarım ile dünyanın her yerinden araştırmacıların ilgisini çekiyor.
Kaynak: www.neredennereye.com / Gezgin